nip/tuck etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nip/tuck etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağu 2010

ANNE BEN DİZİ MANYAĞI OLDUM

Beni kınamayın sakın bu yazıyı okurken!
Aa ne ayıp, daha yeni mi izlemiş bunları cık cık cık falan demeyin.
Biliyorum hepiniz hatmettiniz bu dizileri ve nicelerini, sezon finallerinin kritiğini çoktaan yaptınız.
Ama ben daha yeni izlediysem ya da izlediklerim hakkında daha yeni yeni bir iki kelam edebiliyorsam suç benim değil KPSS'nin.

KPSS demekten, yazmaktan bıktım artık.Bu sınavın hayatımın odak noktası olduğuna inanamıyorum.Gerçi bugün yarın sonuçlar açıklanacak ama bende nedense bir rahatlık, bir gevşeklik var.Neyse, beynim yine ötelemek istiyor bu konuyu ve ona hak verdiğimden konuyu kapatıyorum.

Gelelim canım ciğerim dizilerim hakkında laklak yapmaya; kısa ve özce...



NIP/TUCK,
Sen var ya hayatımda apayrı bir yeri olan mükemmel bir diziydin.Neden bittin, ben şimdi sizleri gerçekten varmışsınız gibi merak etmez miyim..
Ah Christian,"insanların ruhlarını satın alan" Christian.Seviyordum lan seni ve ben en çok sana üzülüyordum biliyor musun. Ne kadağn iyi bir insan olduğunu göremeyecek ve kabullenemeyeck kadar cesaretsiz olduğun için.
Neyse Sean için şu saatten sonra daha iyisi olamazdı,ne istediğini bilmeyen,uyuşuk, mayışık Sean.
Julia, kızım sen hep ağzını yaya yaya, "i'm so sorry Sean, i can't believe u Christian" falan demeye devam et.
Matt olum sana tek sözüm var, dizi tarihinin gelmiş geçmiş en işe yaramaz, en bi bok olmaz, en her seferinde yeni acaipliklerle dibe vurmayı başaran karakterisin.
O değil de Kimber'a yazık oldu,
Ava ise son anda yine yaptı yapacağını, nerden çıktıysa yine...



Gelelim HOW I MET YOUR MOTHER'a

Marshall adamımsın, Lily daima akıllı ve tatlısın, Robin gözümüzün önünde büyüdün, sevmeyi ve kaybetmeyi öğrendin,Barney hep aynısın ama böyle iyisin,Ted sen "she's one" ı bulma, böyle iyi yavrum.

Ama sezon finalini süper yapmamışlar mı.Ben çok beğendim.
Ted'in Robin' e değişimleri konusunda söyledikleri, Robin'i o halde gülümsetmesi başarılı ve tatlıydı.
Ve haklı değiller mi, zamanı geldiğinde bazı şeyleri görmek istediğimiz gibi görürüz, bozmasınlar isteriz.



DEXTER,
Sen neymişsin abicim!
Baştan sona aralıksız izlemedim ama sezon finalin hepsini izlemişim gibi yetti.
Dexter'ın üçlemeciyi haklaması,ailemi kurtardım düşüncesi,dolunay,Rita'yı düşünmek,huzurlanmak derken balyoz!
Diyecek söz bulamıyorum,zaten severdim de gözümde bir değil bir milyon tık öteye gittin.

Ayy daha var aslında ama sıkıldım ya, kendi kendine dizi kritiği yapmak pek sarmıyormuş.

Ben gidiyorum.
Hayır, dizi izlemeye değil,Evcilik Oyunu'na.
HÖH! deme, demeden önce dur,izliyorum işte napim.
Sen de bütün bir sene KPSS çalış,gerim gerim geril,yaz gelince kafanı boşaltmak için bu programı izlemeye hak kazanabilirsin.

Gördüğün gibi "ayy hiç tarzım değil, ay ivrençç, ay ben tv izlemem kiii, hıı o ne ben bilmiyorum ki,kitap okuyorum ben akşamları" cılardan olamıyorum her zaman.Tamam o da var ama her şeyin yeri var, bu yaz böyle.İşime gelirse, geldi valla.

Herkese az nemli, bol esintili yaz geceleri....

18 Ara 2009

NIP/TUCK TA ALTINCI SEZON...

............................S6-E01 için spoiler içerir.....................

Dediğim gibi uzun bir aradan sonra nip/tuck ıma geri döndüm nihayet.Büyük oranda beklediğim bir sezon başlangıcı yaptı ilk bölümde.Liz,hayatının falsosunu Christian'a güvenmekle yaptı,Christian olduğu gibi davranmakta gecikmedi.


Fakat kahramanlarımız şu anda(evet kahraman diyorum,gerçek hayatta pek karşılaşılmayacak karakterler bunlar.Zaten diziyi gerçekçi yapan ve bağlayan unsurlar başka,onları daha önce yazmıştım) feci bir ekonomik kriz içindeler.Christian abimiz pek sallamıyor gibi durumu,doğal olarak hesap kitap işleri yine Sean'a kalıyor.Hatta bu yüzden "insomnia" meredine tutuluyor garibim.

Neyse ki ağlak ve de histerik Julia görünmedi ortalıkta...

Ama onu aratmayan Matt gerzeği yeni saçmalamalar peşinde.Kendine macera arayan,ne istediğini bilmeyen insanımsı,acınası Matt şimdi de pandomim peşinde.

Bu arada ilk üç sezon çok beğendiğim(tabi ki fiziksel olarak) Kimber'a anladım ki iyice gıcık olmaya başladım.Zaten yaşlanmış da...

Christian ise her zamanki gibi...so sweet...hımm:)

12 Ara 2009

ICE TEA' nin Sunduğu NİP / TUCK Devam EdiyoOoOooOrr...

Geçtiğimiz yazı ice tea içip nip/tuck izleyerek tükettiğimi söylemek yeteri kadar doğru olur sanırım.Tüketmek...Hımm...Belki de geçirmek desek daha doğru olacak.Harcamak demek de geliyor aklıma ama içimden gelmiyor.Evet sıkıştırılmış bir programla, arada sekteye de uğrasa bu diziyle geçti yazım ama pişman mıyım, hayır. Yine olsa yine yaparım.Çünkü o dizi değil mi ki üniversiteden eve tatile geldikçe yarım yamalak e2 de izleyip sonra kalıveriyordum orta yerinde.Ve yine o dizi değil mi ki ilk sezonunu bitirdiğimde izlediğim en güzel diziler listesine girdi(Sıralamaca yok,kararsızım biraz.)Ve yine o değil mi ki sevgili Christian ile beni bu sıkıcı şehrin yaz gecelerinde bilgisayara bağladı, deli gibi rapidden diziyi indirtti...

Lütfen neyini seviyorsun bu dizinin, iki fik fik, bir onunla bir bununla, kimin eli kimin cebinde belli değil, önce aşçıya sonra bahçevana, sonra hepsi birden bilmem kime...falan demeyin rica edeceğim. Zira o yarım yamalak izlediğim zamanlarda ben de böyle diyordum ama anladım ki birçoğumuzun hayatında olan bir şeyi anlatıyor bu dizi.Evet cicim biliyorum hiçbirimizin,hatta nice estetik cerrahların hayatlarının öyle olmadığını.Hepimizin hayatında olan şey bu bohem yaşam değil,siyah ve beyaz dışındaki renkler,hele de griler...Bu dizi, hayatta her zaman bir doğrunun olmadığını,haklı ve haksızların bakış açımıza göre değiştiğini anlatıyor aslında alt metinlerinde.Edebiyatta,sinemada bu yapılınca hoşumuza gidiyor ama dizilerde aramak bile aklımıza gelmiyor,yakıştıramıyoruz.Ama böyle...Hem eloğlu bu,çekerse böyle dizi çekiyor işte adamlar.Felsefeye de dokunduruyor,tarihe de,sosyolojiye de...Sen fark etmek istemesen de bu böyle...

Üstelik o dizi değil midir ki, dizi izlerken beni iki kez ağlatmayı bile başarmıştır.Gocunuyorum sanmayın bunu söylerken, sen de yap sana da ağlayayım.Christian'ın oğlu olarak kabul ettiği Wilbur'la 40.yaşgününü tek başına kutlaması,ona veda ederken ona dedikleri ya da üçüncü (dördüncü de olabilir) sezonda Sean'ın gördüğü bir rüyada, şehir fırtına altında kalacakken evi sağlamlaştırmaya çalışırken oğlu Matt'e bağırıp "Benim yapamadığımı sen yap,git ve ailenin yanında ol,onları bir arada tut" diye ağlaması....Of of...Bu kabullenmişlikler,acizlikler,zavallıklıklar...İçin sızlar...

Velhasıl iyi kötü geldik altıncı sezona dayandık ve ben bu gece bir zamandır ertelediğim,indirip beklettiğim nip/tuck'a geri dönüyorum...Bakalım hastalığının durduğunu öğrenen Christian,Lizz'e tekmeyi nasıl basacak,ne derece bir "esshooll" olduğunu,bu konudaki sınır tanımazlığını nasıl gösterecek...Belki de senaristler ters köşe yapacak, hatta belki zamanda bir sıçrayış ve ara ara geri dönüşler falan görürüz, belli olmaz...Yeter ki gereksiz Matt karakteri ve onun saçmasapanlıkları,Julia'nın histerileri ve ağlamaklı,sızlanan minik leydi edaları biraz geri dursun...


Müzikler mi...Onların yine harika olacağından hiç şüphem yok.Tak diye ağzımıza edip bırakacaktır olmadık yerlerde.E hala gel de sevme...